DergiSon Sayı; Dergi Tüm Sayılar; Makaleler. Son Eklenen Makaleler; Son Yorumlanan Makaleler; Çok Okunan Makaleler; Çok Yorumlanan Makaleler; Makale Yazarları
KuranMeali ve Tefsiri. En'âm Suresi 8. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri. 20 Mart 2021
İLETİŞİM; Dost FM Arşiv Kuran Tefsiri. 3 plays. Length: Unknown Play From album: Link. 0 0. Kuran Tefsiri 26 Kas, 2018
24Nur Suresi 60. Ayeti Kerime Mealleri ve Tefsiri Ö. NASUHİ BİLMEN MEALLERİ VE TEFSİRİ : 'Kur'anı Kerimin Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri' Ö NASUHİ BİLMEN MEALİ: Evlenme arzuları kalmayan oturmuş kadınların ise bir ziynet ile açılıvermemeleri halinde üst örtülerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur.
5 Sure. Mâide Suresi 24. Ayet Meali, Mâide 24, 5:24. Dediler ki: “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.”
Fast Money. TEFSİR O mü’minler, kazandıkları mallarda fakirin, dilencinin ve ihtiyaçlının hakkı olduğunu bilirler ve onu verirler. Burada kastedilen hak, özellikle zekât ve miktarı belirlenmiş sadakalardır. Ayette zikredilen اَلسَّٓائِلُ sâil, hakkını isteyen kimsedir; اَلْمَحْرُومُ mahrum ise, istemeyen, ihtiyacını dile getirmeyen dolayısıyla mahrum kalan kimsedir. Mallarda ihtiyaç sahiplerinin ve yoksulların hakkının olduğu düşüncesi, bir yandan Allah’ın lütfuna yönelik duyguyu, öte yandan insanlık bağlarının önemini yansıtır. Hırs ve cimriliğin boyunduruğundan kurtuluş da ancak bu sayede mümkündür. Bu duygu aynı zamanda bütün ümmetin dayanışması ve yardımlaşması için bir sosyal güvencedir. Mümin ruhun karakteristik özelliklerinden biri olarak bu tabloda çizilmesinin yanı sıra bu duygu, sûrede amaçlanan cimrilik ve mal hırsına yönelik tedavinin bir halkasını da oluşturur. Bu konuda Ubeydullah Ahrar Hazretleri’nin güzel bir örnek davranışı şöyledir Kendisi anlatıyor “Herat’ta bulunuyordum. Birgün pazara gitmiştim. Bir kişi yanıma geldi ve - Açım, beni Allah rızâsı için doyurur musun!..» dedi. O an, hiçbir imkânım yoktu. Sadece eski bir sarığım vardı. Bir aşhâneye girip aşçıya - Şu sarığımı al. Eski, ama temizdir. Bulaşıklarını kurularsın. Ancak bunun mukâbilinde şu aç insanı doyurur musun?» dedim. Aşçı, o fakire yemek verdi; sarığımı da bana iâde etmek istedi. Bütün ısrarlarına rağmen kabul etmedim. Kendim de aç olduğum hâlde o fakîr doyuncaya kadar bekledim.” el-Hadâiku’l-Verdiyye, s. 651 Hz. Mevlâna şu öğüdü verir “Yoksul kişi nasıl cömertliğe, iyiliğe muhtaç ise, cömertlik de, iyilik de yoksul kişiye muhtaçtır. Güzeller, nasıl tozsuz, passız, parlak ayna ararlarsa, cömertlik de yoksulları, zayıfları öyle aramaktadır. Güzellerin yüzleri ayna ile süslenir, güzelleşir. Ayna olmazsa güzellik meydana çıkmaz, iyiliğin, cömertliğin yüzü de yoksula bakmakla görülür. Mademki yoksul cömertliğin aynasıdır, sakın aynaya karşı gönül kırıcı sözler söyleyerek aynayı buğulandırma.” Mevlânâ, Mesnevî, 2744-2748. beyitler Sıra hesap ve ceza gününü tasdikte Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
Mâide Suresi 64. ayeti ne anlatıyor? Mâide Suresi 64. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Mâide Suresi 64. Ayetinin Arapçasıوَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّٰهِ مَغْلُولَةٌۜ غُلَّتْ اَيْد۪يهِمْ وَلُعِنُوا بِمَا قَالُواۢ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِۙ يُنْفِقُ كَيْفَ يَشَٓاءُۜ وَلَيَز۪يدَنَّ كَث۪يرًا مِنْهُمْ مَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًاۜ وَاَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۜ كُلَّمَٓا اَوْقَدُوا نَارًا لِلْحَرْبِ اَطْفَاَهَا اللّٰهُۙ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًاۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ Mâide Suresi 64. Ayetinin Meali AnlamıYahudiler “Allah’ın eli bağlı ve sıkıdır” dediler. Elleri bağlansın onu söyleyenlerin, lânet olsun onlara! Hiç de öyle değil, aksine Allah’ın iki eli de açıktır, nasıl dilerse o şekilde ihsân ve ikram eder. Rabbinden sana indirilen âyetler, elbette onların pek çoğunun azgınlığını ve küfrünü daha da artıracaktır. Biz de onların arasına kıyâmet gününe kadar sürüp gidecek düşmanlık, kin ve nefret saldık. Ne zaman savaş için bir fitne ateşi körükledilerse, Allah onu söndürdü. Yine de onlar dünyanın her tarafında sırf bozgunculuk çıkarmak için koşuşturup dururlar. Allah, bozgunculuk yapanları Suresi 64. Ayetinin TefsiriYahudiler önceleri varlık, bolluk ve refah içinde idiler. Yaşadıkları yerlerde halkın en zengini onlardı. Hz. Muhammed peygamber olup onu yalanladıktan sonra malları azaldı, darlığa ve sıkıntıya düştüler. Bu sebeple Allah’ın kendilerine ihsan ve ikramda bulunmaktan vazgeçmesine bir isyan, bir sızlanma ve şikâyet olarak Allah’ın elinin bağlı, kendilerine karşı cimri olduğunu söylemişlerdir. Bu tavır sadece yahudilere mahsus değildir. Başka toplumlardaki câhil ve beyinsiz kimseler de, sıkıntı, meşakkat ve belâlara düçar oldukları zaman, Allah’a dönecekleri yerde sabredemez ve bu şekilde asılsız sözler sarfederler. İkinci olarak yahudiler, Peygamber Efendimiz’in ve etrafındaki pek çok kimsenin fakir olduğunu görüp, buna rağmen Cenâb-ı Hakk’ın, “Kim Allah’a güzel bir borç verecek olursa” Bakara 2/245 gibi ayetlerde beyân edildiği gibi bu fakir kimselerden borç istediğini işitince Allah’ın fakir ve cimri olduğu düşüncesine kapılmış ve bunu ifade etmişlerdir. Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XII, 35 Görüldüğü üzere bu ifade, “Harcamalarında ve başkalarına yardımda eli sıkı olma!” İsrâ 17/29 buyruğunda olduğu gibi cimrilikten bahseden temsili bir ifadedir. Bu sözleri sebebiyle yahudiler hem ahlâkî bir vasıf hem de iktisâdî bir tutum olarak son derece cimri bir toplum haline gelmişler ve Allah’ın lânetine ve Celil olan Allah’ın durumu, onların söylediği gibi değildir. “Hiç de öyle değil, aksine Allah’ın iki eli de açıktır, nasıl dilerse o şekilde ihsan ve ikram eder” Mâide 5/64 Hâşâ o cimri değil, mutlak cömerttir; sonsuz lutuf ve ihsan sahibidir. Âciz değil, mutlak kâdirdir. Nasıl dilerse öyle verir, isterse verir isterse vermez; isterse az isterse çok verir. İsterse hesap ile isterse hesapsız, isterse sebep ile isterse sebepsiz ihsan eder. O hem zengin ve kerîm, hem mutlak güç ve kuvvet sahibi, hem her istediğini yapan, hem de mutlak rızık vericidir. O vermeye mecbur olmadığı gibi vermemeye de mecbur değildir. Vermekle zenginliği tükenmeyeceği gibi, vermemekle de cimri olması gerekmez. Onun ne kudretini kayıtlayacak bir güç, ne de iradesini yasaklayacak bir kanun vardır. Kudretleri sınırlayan kayıtlar, iradeleri zorlayan kanunlar Allah üzerinde değil, ancak ve ancak yaratıklar üzerinde hâkimdir. Nitekim Cenâb-ı Hakk’ın zenginliği ve cömertliği ile alakalı olarak hadis-i şerifte şöyle buyrulur“Allah’ın sağ eli nimetlerle dopdoludur. Hiçbir şey onu eksiltmez. O, gece gündüz bol bol ihsan eder. Gökleri ve yeri yarattığı günden beri verdiğini bir düşün. Bütün bunlar O’nun sağ elinde bulunanları hiç eksiltmemiştir.” Buhârî, Tevhid 22; Müslim, Zekât 37Gerçek böyle olmakla beraber yahudiler bunu kavrayamadılar, üstelik doğru olanı yanlış olandan ayırarak insanlığı hidâyete eriştirmek için gelen Kur’an’ın diriltici mesajlarına da kulaklarını kapattılar. Bu yüzden inen âyetler onlara şifa olacak yerde bir çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırmıştır; bu tînette olanların da kıyamete kadar azgınlıklarını artıracaktır. Çünkü Kur’an her ne kadar bütün insanlar için hidâyet rehberi olsa da, onun fiilî hidâyeti ancak mü’minler ve müttakîler içindir. bk. Bakara 2/2 Zâlimler ve kâfirler onun hidâyetinden bir nasip alamayacaklardır. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur “Biz Kur’an’ı mü’minlere şifa ve rahmet olarak indiriyoruz. O, zâlimlerin ise ancak ziyânını artırır.” İsrâ 17/82 Cenab-ı Hak o yahudilerin arasına kıyamete kadar devam edecek bir düşmanlık ve kin bırakmıştır. Bu, hiçbir zaman yok olmayacaktır. “Sen onları dışarıdan birlik içinde sanırsın; halbuki kalpleri darmadağınıktır” Haşr 59/14 âyeti bu hakikati dile getirir. Ne zaman Allah Resûlü ile savaşmak ve ona bir kötülük etmek isteseler Allah onu söndürmüştür. Aralarında ihtilaf ve tefrika çıkarmak suretiyle onları geri çekmiş ve peygamberini onların kötülüklerinden korumuştur. Yine de onlar yeryüzünde fesat çıkarmak için koşup dururlar. müslümanlara tuzak kurmaya, İslâm ümmeti arasında kötülük ve fitne çıkarmaya çalışırlar. Bu davalarından hiçbir zaman vazgeçmezler. Allah ise fesatçıları sevmez, bozgunculuğa koşanların cezasını merhametine sınır olmayan Yüce Allah, kim olursa olsun kullarına kurtuluş için kapıyı devamlı açık tutmaktadırMâide Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriMâide Suresi 64. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan
❬ Önceki Sonraki ❭ مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلَّا مَآ أَمَرْتَنِى بِهِۦٓ أَنِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبَّكُمْ ۚ وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ ۖ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِى كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
❬ Önceki Sonraki ❭ قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَآ أَبَدًا مَّا دَامُوا۟ فِيهَا ۖ فَٱذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ
Meal Ayet Arapça قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِنَّا لَنْ نَدْخُلَهَٓا اَبَدًا مَا دَامُوا ف۪يهَا فَاذْهَبْ اَنْتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلَٓا اِنَّا هٰهُنَا قَاعِدُونَ Türkçe Okunuşu * Kâlû yâ mûsâ innâ len nedḣulehâ ebeden mâ dâmû fîhâs fe-żheb ente verabbuke fekâtilâ innâ hâhunâ kâ’idûne 1. Ömer Çelik Meali “Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Haydi, sen ve Rabbin birlikte gidip savaşın; biz işte burada oturuyoruz” dediler. 2. Diyanet Vakfı Meali Ey Musa! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu halde sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız» dediler. 3. Diyanet İşleri Eski Meali "Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız" demişlerdi. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali Dediler ki “Ey Mûsa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız.” 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Kavmi Musa'ya "Ey Musa! Onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabb'in gidin savaşın. Biz burada oturacağız" dediler. 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali Ya Musâ, dediler Onlar orada bulundukça biz oraya ebedâ giremeyiz, haydi sen rabbınla git ikiniz harb edin biz işte burada otururuz 7. Hasan Basri Çantay Meali Onlar da şöyle söylediler Yâ Musa, onlar orada bulundukça biz oraya ilel'ebed giremeyiz. Artık sen Rabbinle beraber git! Bu suretle ikiniz harb edin! Biz mutlakaa oturucularız». 8. Hayrat Neşriyat Meali İsrâiloğulları “Ey Mûsâ! Doğrusu biz, onlar orada bulundukları müddetçe, oraya ebedî olarak aslâ girmeyiz; onun için sen, Rabbinle git, artık onlarla ikiniz savaşın, doğrusu biz onlarla harb etmektense burada bu Tih Sahrâsında oturacak olan kimseleriz” dediler. 9. Ali Fikri Yavuz Meali İsrâiloğulları şöyle dediler “- Ey Mûsa, o zâlimler orada iken biz hiç bir zaman oraya giremeyiz. Artık sen ve Rabb'in beraber gidin de ikiniz harp edin; biz mutlaka burada oturucularız.” 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Dediler ki Ya Mûsa! Biz elbette ebedîyen girmeyeceğiz, onlar orada devam ettikçe artık sen Rabbinle git, mukatelede bulun, bizler ise burada oturucularız.» 11. Ümit Şimşek Meali Onlar yine “Ey Musa,” dediler. “Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidip onlarla savaşın; biz burada oturacağız.” 12. Yusuf Ali English Meali They said "O Moses! while they remain there, never shall we be able to enter, to the end of time. Go thou, and thy Lord, and fight ye two, while we sit here and watch." Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Mâide Sûresi 24. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir.
maide suresi 24 ayet tefsiri