Fast Money. gorebileceginiz en agir yarali, hasta kisilerin tedavisinin yapildigi bolum. genelde solunum makinesine bagli hastalar filan burda olur. geceligi cogu hastanede 1 milyar civaridir. doktorlarin biz burda azrailin isini engelleriz, gideni yari yoldan dondururuz dedigi yer. devlet hastanesinde 70 ila 120 arasıözel hastanelerde; bakırkoy incirlide milyar civarıvatan istanbulda 2 milyar civarıflorance n. de ila civarı çapa'nın bkz norosirurjibölümünün yoğun bakım ünitesine iyileşmesi için yatırılan hastalar burada yatan diğer hastalardan enfeksiyon kaparlar. hiçbir steril kuralına uyulmaz. neticede hastanızı kaybedersiniz ve doktorlara neden diye sorduğunuzda "bilmiyoruz" diye bir cevap alırsınız. bkz mrsa insanların, özellikle de hasta yakınlarının işin ciddiyetini bir türlü kavrayamadıkları ünite. yoğun bakımda yatan hasta için ziyarete gelenlerin %90'ı ilk 2 dakika içinde o beklenen "görebilir miyiz? bir görseydik?" sorusunu yöneltiyorlar. sevilen bir insanın hayatının tehlikede olması demek, yakınlarının hastane dönemi boyunce ölümlerden ölüm beğenmesi demektir ve dışarıdakiler kendilerini çaresiz hissederler. sanki yoğun bakıma girip hastayı gördükleri zaman her şey yoluna girecekmiş gibi gelir, sanki içeride tıbbi olarak bir şey yapılmıyor da, hasta çaresiz bir şekilde yatıyor gibi hisseder insan. o kargaşa içinde bunları hissetmek gayet doğal fakat kimse olaya öbür yönünden bakmak istemez*. tutalım ki yoğun bakım ünitesinde 10 tane yatak var, her hastaya iki kişi girse ziyaret için; eder 20 kişi. bu steril olmayan 20 kişide türlü türlü aktif/inaktif mikrop var; tek bir kişinin hapşırması bile oradaki hastalar için tehlike oluşturuyor. peki allah muhafaza içerideki hastalardan biri içeri gelen ziyaretçilerden enfeksiyon kaparsa ne olacak? yakinen yaşadığım bir olaydan yola çıkarak cevap veriyorum; zaten yaşam mücadelesi veren vücut daha da zayıflayacak, belki vücutta aktif olmayan virüsler aktif hale gelecek ve belki de hasta hayatını kaybedecek.. aynı dakikalar içerisinde ise yoğun bakımdaki hastasını görmüş olmanın mutluluk ve kendini tatmin etmenin rahatlığıyla o hapşıran vatandaş hayatına devam ediyor olacak.. insanı fazlasıyla etkiler. bırakın hasta olarak orada bulunmayı, hasta yakını olarak bulunsanız da kendinizi sorgulama ihtiyacı hissediyorsunuz. burada yatan hastalar öncelikli, ağır durumda bulunanlar ya da ameliyat olmuşlardan ibaret olduğu için, insan kendi sağlığının ne durumda olduğunu düşünmeden karede inleyen, sızlayan ve bir sürü bilmediğiniz aygıtlarca kontrol altında tutulan onlarca kişiyi bir arada görmek hiç kolay değil. bir insanın düşmek isteyebileceği en son yerlerden birisidir. diğeri ise ameliyat masasıdır. hastane psikolojisi çok zor olduğu için, bu psikolojiye kendinizi hazırlamanız ve altından kalkmanız biraz dayanıklılık istiyor. özellikle, yoğun bakım hemşirelerinin işleri oldukça zor, sabır ve bilgi gerektiren bir meslek. hasta kişi ruhsal yönden çöküntü geçirebileceği için iyi birer terapist hatta arkadaş gibi olmalılar. keza doktorlar içinde aynı şeyler geçerli. burada hasta olarak yatmak, insana büyük bir tecrübe oluyor. çünkü yaşamla ölüm arasındaki ince çizgilerin bulunduğu yerdir. ''görmüştüm seni bir kaç saat önce bekleme odasının camından. tahmin ettigimden daha kötü degildin. biraz uzak, biraz soguk... hatta içine kapanık bile denebilirdir senin için. konuşmaktan çok susmayı, dinlemeyi sevdigin söylenebilirdi. gözlerini hayata kaldıgı yerden devam etmek üzre acan misafirine ve tenine çizilmiş dikine kısa çubukların verdigi acılarının getirilerine oldukca naziktin, yardımcıydın. ah dese, bir ah senden çıkar, yankılanırdın. bünyende çalışanlara duyurmak için konugunun sesini, elinden geleni yapar, ardına bir nefes alışta bile kımıldayan vücudu şımaranlar listesine alır, eyvah ögretmene söylüycem nidalarınla etraftakileri uyarırdın. gündüz aydınlık, gece karanlıktan az aydınlık ve gündüze nispeten daha sessiz ve görülenlere anlam verilecek çok şeylerin oldugundan, bir uyanık bir uyur halde olanların meraklı bakışlarına alışkındın. onlar izlerken ve seni keşfederken, sen içinden ve meyva suyu ikramın yoktu belki ama pamukla su servisin fiks menündü.''saatler mi durmuş yoksa zaman mı'' anlarımın kalmadıgımdan degil ama bir daha gelmek- görüşmek yine karşılaştık...olmadı, yine karşılaşıcaz... yine sırlarımız olacak.''yogun bakım;hastaya bakımın yogun olarak yapıldıgı yerdir. annenin işi çıktıgında, evine bırakılan güvenilir bi komşu teyze şevkatindedir. uyuyabilesiniz diye sizi ayaklarında bile sallar. sallar da ninnisiz ne kadar uyumaya alışıksanız o kadar... hala umudun olduğu yerdir. dışarıdan bakıldığında yaşamdan farklı bir atmosferi olan tanımlanamayan bir ara geçiş bölgesidir sanki. ölen bir hasta için 50 dakika uğraşılıp hayata döndürüldüğü yerdir* ya da daha uzun yıllar yaşayabilecek bir insanı saatler içinde öldürebilecek bir yer. kaderin belirlenebildiği, belki de değiştirilebildiği yerdir. çalışanları içinse bir iştir sadece, stresli, zorlu bir iş. birinin hayatını kurtarmanın onlar için ne ifade ettiğini anlayamadığım, keşfedemediğim, sıradan, önemsiz bir olaymış gibi bahsedildiğini duyduğum, ama belki de içlerinde fırtınaların olabileceğini öngördüğüm, iç dünyalarının da bir ara geçiş bölgesine ait olduğunu düşündüğüm insanların çalıştığı bir birim. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Mesaj Gönderim Zamanı 1802 1 Üye Mesaj Gönderim Zamanı 1915 2 Askıda Üyelik 0 öncelikle geçmiş babam 20 yıllık hastalığının son 4 yılını yatalak olarak pişike benzer kızarıklık oldu normal olarak. fakat hiç yara gün yoğun bakımda kaldı yoğun bakımdaki sözde yoğun bakım personeli bir tane açtırmayı başardılar. evdeki bakımıhavalı yatak,kızaran yerlere hemen merhem,sağa sola çevirerek bazen oturtarak pozisyon glutamin toz. zavallı babacığım her gün gözümüzün önünde kilo hiç tat içine atar,diğer akrabalarım gibi reklam peşinde hiçbir zaman laf taşıdığına şahit ekimde yoğun bakımda iken vefat etti. Mesaj Gönderim Zamanı 0928 3 Üye 0 allah rahmet eylesin baban için üzüldüm...babamın da yatmaktan tüm vücudu eridi resmen ve kaskatı kesildi...bizde oturtmaya çalışıyoruz ama zamanla diyor doktorlar verdiğin önerilerin hepsini yapılıyor ama yoğun bakımda nasıl bakıldığını bilmiyoruz zaten orda oldu.. o büyük yaralar nasıl iyileşir yada iyileşirmi kendine gelip düzelirmi eskisi gibi olurmu.... Mesaj Gönderim Zamanı 1335 4 Askıda Üyelik 0 zaten ne oluyorsa yoğun bakımda yoğun akciğer enfeksiyonundan alınmıştı evdeki hali daha bakımda kaşına kadar şişmişti enfeksiyondan. bildiğim kadarıyla çünkü babamda yatak yarası olmadığı için tabi birtane yoğun bakımda oluşanı saymazsak-sözde yoğun bakım-CATRİX YARA TOZU araştır. Mesaj Gönderim Zamanı 1540 5 Üye 0 Yaralar, kemikle zemin arasında sıkıştığı için kan dolaşımı azalan/bozulan yumuşak dokularda gelişiyor. Kan dolaşımının uzun süreli bozulması istenmediği içindir ki sık sık pozisyon değişimi ve havalı yatak önerilir. Ek olarak genel dolaşımı bozan sistemik hastalıklar da bu sonucu kolaylaştırıyor ve tedaviyi güçleştiriyor. Tanımladığınız çapta yara hastane bakımını gerektirir. Özetlersek, öncelikle kan dolaşımının bozulmaması sağlanacak pozisyon değişimi, havalı yatak, aktif/pasif hareket ve böylelikle enfeksiyon gelişimi de engellenecek. Yara oluşmaya başlamış ve yüzeyselse ek olarak -bir uzmana danışılarak- Furacin, Silverdin, Madecassol, Bepanthen gibi pomadlar kullanılabilir. Derinleşmeye başlarsa Fito İntertulle ve benzerleri kullanılabilir. Yara oluştuktan sonraki en önemli hedef enfeksiyon gelişimini engellemektir. Yarayı nemli tutmak için sık sık pansuman yapılması gerektiği unutulmamalıdır. Ayrıca bu konu sıradan ve kimi cilt rahatsızlıklarında kullanılan ilaçlar/kozmetik ürünler, halk arasında dillendirilen kimi krem ve sıvıların kullanılması için KESİNLİKLE uygun olmayan bir konudur ve uzman görüşü dışına çıkılmamalıdır. Mesaj Gönderim Zamanı 1350 6 Üye 0 görüşünüz için teşekkürler kemal bey ...hastanede şu anda havalı yatak ve sürekli pozisyon değişimi yapılıyor 3-4 tane hücre yenileyici kremler kullanıyorlar sarı renkli günde 2 kere, ölü deriler içinde kazıma yapıyorlar arada ama bitmiyor ... birde benm merak ettiğim bu şekilde kalpden yatan hastası olan varmı ve iyileşme ihitmalleri ne kadar ...M121 senn dediğin i de ilettim hastanede Mesaj Gönderim Zamanı 1409 7 0 Kesinlikle Catrix yara tozu öneririm Bir de mutlaka havalı yatak vb. bir yatak kullanmalı. Eğer yaranın üstüne bası uygulanmaya devam ederse, tedavi de imkansız hale gelir... Mesaj Gönderim Zamanı 0128 8 Üye 0 Bası yaraları, vücutta basınca maruz kalan genellikle kemik çıkıntıları üzerindeki yumuşak dokularda dolaşım bozukluğu sonucunda oluşur. Eski isimlendirmede bu yaralar decubitis ülseri olarak tanımlanırdı. Latince yatmak anlamına gelen decumbere sözcüğünden türetilmiş olan dekübitis ülseri ve yatak yarası terimleri de bası yarası ile eş anlamlı olarak kullanılmakla beraber bası yaraları sadece yatan hastalarda değil tekerleklisandalye kullanan hastalarda da görüldüğü için yetersiz kalmaktadır. Bu yaraların gelişmesindeki en önemli etken basınç olduğundan bası yarası terimi en doğru isimlendirme olarak kabul edilmektedir. Bası yaraları kronik hastaların bir sorunu gibi görünse de, ülserlerin başlangıcı genellikle hastalıkların akut dönemine rastlar. Bunun nedeni akut hastalık sırasında dikkatlerin hastanın birincil sorununa yönelmesi ve ülser gelişme riskinin sıklıkla dikkate alınmamasıdır. Ülserlerin c’ü hasta henüz hastanede yatmakta iken gelişmektedir. Kardiovasküler hastalıklar sırasında A, akut nörolojik bozukluklar sırasında ' ve ortopedik yaralanmalar sonrasında sıklıkta bası yarasının geliştiği bildirilmiştir. Bası yaralarının gelişmesindeki en önemli etken basınçtır. Yumuşak dokuların özellikle altındaki kemik çıkıntılar sebebi ile basınç altında kalarak sıkışmaları dokuların beslenememesine neden olur ve devamlı basınç önlenmez ise ülserler ve doku ölümü gelişir. Felçli hastalardaki ağrı duyusundaki kusur ve hareket kaybı, basıncına bağlı ağrının algılanamamasına, algılansa dahi hareket kaybı nedeniyle bu basıncın ortadan kaldırılamamasına yol açar. Nem, enfeksiyon, sürtünme ve hastanın taşınması sırasında ortaya çıkan makaslama kuvvetleri gibi dış faktörler, buna ek olarak hastanın genel durum bozukluğu, beslenme problemleri, ileri yaş, diabet ve ödem gibi hastaya bağlı faktörler de dokunun basınca karşı direncini azaltarak bası yaralarının gelişmesini Yaralarının Sınıflandırılması Bası yaralarında, yaranın derinliği açısından değişik sınıflandırmalar kullanılmakla birlikte en sık kullanılan sınıflandırılmaya göre 5 evre mevcuttur. 1. Evre Deride kızarıklık ve ödem vardır. Bası kalkar, iyi bakım yapılırsa hasar geri dönüşümlü olup iyileşme çoğunlukla tamdır. 2. Evre Deri altı doku içine ilerlemiş yüzeyel doku ölümü mevcuttur. Cerrahi dışı tedavilerle iyileşme sağlanabilir. 3. Evre Deride tam kat doku ölümü vardır. Hasar deri altı dokuya inmiştir. İkincil enfeksiyon eklenirse yara zorlu hale gelir. Geniş lezyonlarda cerrahi girişim gerekir. 4. Evre Hasar kemik dokusunu da içine almış, kemik çıkıntıya kadar inmiştir. Tedavi cerrahidir. 5. Evre Lezyon kemik dokusu, eklem ve vücut boşluklarına yayılmış. Kemik enfeksiyonu, patolojik kırıklar, eklem çıkıkları, iç organlara ağızlaşma olabilir, bakterilerin dolaşıma geçişi meydana gelebilir. Hasarın yayılımına göre hem her zaman ciddi vakalardır. Tedavi sınıflandırma her zaman klinik olarak gözlemlenmeyebilir. Çoğu zaman bası yarasında hasar koni şeklindedir. Koninin tepesi deride, tabanı derin dokular deride görülen küçük lezyonun altından 4. ve 5. evre bası yarası evrede olan yaranın kendine özgü bir yapısı,derinliği,eksudası vardır. Oluşan yarada bir yara örtüsü kullanılacaksa öncelikle yaranın tanımlaması bir uzman tarafından yapılarak ne tarz bir yara örtüsünün kullanılacağı belirlenmelidir. Arkadaşlar,benden size tavsiye kesinlikle yara konusunda uzman bir kişiye danışmadan buradan okuduğunuz ilaç,krem,yag,yara örtüsü vs gibi tavsiyeleri kendiniz veya yakınlarınız üzerinde uygulamayınız. Bası yaraları çok kolay açılır,iyileşmesi de bir o kadar zor bir süreçtir ama uygun uygulama ve takip ile bu sürec sorunsuzca atlatılabilinir, bilinçsiz ve kulaktan dolma veya tavsiye edilmiş uygulamalar yara evresinin daha da ilerlemesine ve Allah korusun hastanızı bu yaradan dolayı kaybetmenize kadar gidebilir. Bildiğim kadarıyla bası yaralarıyla ilgili uzmanlaşmış hemşire personeliyle firmalar bulunmaktadır . Bu firmalar uzman kadrosuyla evde olan yara hastanızın yarasını uzman gözüyle tanımlayarak ne tarz bir tedavi izlenmesi gerektiğini size aktaran en güvenilir hizmetlerini ücretsiz olarak saglamaktadırlar. Yaranıza uygun olan ürün ve tedavi şekli konusunda size veya takibini yapan doktora bilgisini veriyorlar ve yara için gerekli olan malzemeleri eczanelerden veya medikallerden satın alıyorsunuz, hizmeti veren personel evinize kadar gelip bu ürünlerin uygulanmasını ücretsiz bir şekilde gerçekleştirerek yaranın takibini profesyonel şekilde konusunda uzmanlaşmış ve ücretsiz olarak bu hizmeti saglayan iki firma mevcutHartmann Ücretsiz Evde Yara Bakım Hizmeti İstanbul içi tüm ilçeler randevu almak için ulaşabileceğiniz telefon numarası 0216 665 44 39 Acıbadem Mobil hattıdır,arayıp randevu alıyorsunuz,uzman personel ücretsiz olarak ziyaretinizi gerçekleştiriyor,pansuman yapılıp,yara bakım eğitimi vermektedirler.Convatec Ücretsiz Yara Bakım Hizmeti İstanbul içi tüm ilçeler randevu almak için ulaşabileceğiniz telefon numarası 0212 665 44 60 Acıbadem Mobil hattıdır,arayıp randevu alıyorsunuz,uzman personel ücretsiz olarak ziyaretinizi gerçekleştiriyor,pansuman yapılıp,yara bakım eğitimi vermektedirler.Yara konusunda lütfen uzman yardımı alın,hastanızın saglıgını veya kendi saglıgınızı kulaktan dolma bilgiler, komsu tavsiyeleri,internet tavsiyeleri ile tehlikeye ve Saygılarımla. Mesaj Gönderim Zamanı 2326 9 Üye 0 yara oldukdan sonra iyileştirmek zor olur ,önemli oalan yara olmadan çaresini bulmak ,yatalak hastalarda kan dolaşımı yavaş olur bu yüzden yara oluşur masaj yapın günlük olarak yara olmasını önlüyor... Mesaj Gönderim Zamanı 2341 10 Üye 0 neye mal olursa olsun, havalı yatak veya havalı minder alınız. eğer yara oluşursa tedavisi daha pahalıya gelecektir. çekilen acılar, ızdıraplarda cabası olacaktır. Mesaj Gönderim Zamanı 1049 11 Üye 0 antidekubitus yatak alınız ve yara bakımı konusunda bir uzmandan yardım alın. Mesaj Gönderim Zamanı 1315 12 Üye 0 sevgili hope öncelikle geçmiş olsun benim annemde 7 yıldır yatalak 2 yıl önce öldü diye yoğun bakıma kaldırdık okadar kötü oldu 45 gün yoğun bakımda kaldı bu süreçte karnı ve boğazı delindi hala solunum makinasına bağlı yoğun bakımda kaldığı 45 gün sürede yaraları açıldı sağ ve sol kalçada kulağı koptu kafatasında açıldı her yer dekübit oldu 2 yılda anca sağ kalçasını kapatabildik sol kalça baya küçüldü şuandada kuyruk sokumu açıldı hergün silverdin benatene uygulayıp yarayı kapatıyoruz serum fizyolojikle siliyorum tabi önce evde sağlık gelip bi ürün koyuyodu ayakkabı keçesine benziyo yaraya koyup 3 gün kapalı tutuyosun 3 sefer gelip ölü nekrotik dokuyu temizlediler kemiğe inmişti yara şekeride olduğu için geç kapandı taaam 2 yıl . bekleyeceksin allah sabır versin ben hala yaralarla mücadele ediyorum sık pozisyon değiştirme ve havalı yatak hijyen tek yapabilecğin bu sakın bilmediğin ilaçlar kullanma ben aldım birtane 250 tl verip kurtlar çıktı yaradan ağlayarak hasteneye zor yetiştirdim direkt evde sağlığı ara onların kullandığı ürünler çok iyi geliyor bende hiç kapanmayak sanıyodum ama kapandı istersen sana resmini yollayabilirim elim yumruk şeklinde giriyodu bide nestle glutamin toz kullan mutlaka kas gücünü arttırıyo ve yara iyileşmesinde yardım cı ben hala karnından peg le besliyorum oradan verebilirsin Mesaj Gönderim Zamanı 1401 13 Üye 0 mrblar öncelikle herkese geçmiş olsun...buraya üye olmamdaki sebeb babamın yatalak olup yatak yaralarından muzdarip olması,,,ancak üye olmadan misafir olarakda paylaşımda bulunabilseydik iyidiyatak yaraları için daha doğrusu tüm açık yaralar için çalıştığım kurumun dermatolağunun verdiği ve memnun kaldığım tarifi sizlerle paylaşmak istedim ..inşallah şifa olur.. acetate d' Alumine Sol 1 G Distile Su 40 G Lanoline-Anhidr 40 G Vazelin Beyaz 20 G eczaneler bu kremi tarifi verince yapıyorlar ve oldukça da düşük bir maliyeti var... Mesaj Gönderim Zamanı 1418 14 Üye 0 Annem benim yaralarımı hergün camdan güneşe tuttu o çok iyi geldi Mesaj Gönderim Zamanı 1420 15 Üye 0 görüşleriniz için çok teşekkürederim .. babamın yoğun bakmda yaraları açıldı .. 1 yıl olcak nerdeyse fazla bir gelişme yok bir tane makina bağladılar yaralarının üstünde pompa gibi yarayı emerek yavaş yavaş yukarı çıkarıyr derinliği gidiyr yarann ama hala az da olsa yaraları var... bir sürü krem ve ilacı var... dr verdi.. arkadşn dedği gibi yumruk giricek kadrdı şimdi fındık kadar kaldı ama oda kapanması zorlaştı bağışıklık olmuş... allah herkeze sabır versn yardm etsn... hiçbirşey eğer prostat gibi birşey oluyorsan şarjör dolu girme doktora fişekleme ihtimali var... Hiçbişey, apandist ameliyatında narkoz yedim. Uyumaktan farkı yok. Hatta doktor gelmiş bana ayağını oynat demiş, oynatmışım, birazdan uyanır demiş. Ama hiç hatırlamıyordum. 2 aya yakın yoğun bakımda uyutuldum ve rüyamıydı gerçekmiydi bilemiyorum ama çok ürpertici şeyler düşününce içim bir tuhaf oluyor. Ee ikiniz farklı konuşuyonuz Onunki yoğun bakım, benimki kısa süreli bir morfin etkisi. MiC ne gibi şeyler? quoteOrijinalden alıntı caneker Onunki yoğun bakım, benimki kısa süreli bir morfin etkisi. MiC ne gibi şeyler? Valla çok şey gördüm ama en net hatırladığım kendi bedenime yukarıdan baktığımdı. quoteOrijinalden alıntı MiC quoteOrijinalden alıntı caneker Onunki yoğun bakım, benimki kısa süreli bir morfin etkisi. MiC ne gibi şeyler? Valla çok şey gördüm ama en net hatırladığım kendi bedenime yukarıdan baktığımdı. Bitane filmde vardı öyle Banada narkoz vermişlerdi uyumaktan farkı yok adam narkozu verdi doktor dedi bana senindemi dövmen var dedi bak benimde var dedi açtı tribal gösterdi gerisini hatırlamıyorum sonra hastane odasında uyandım quoteOrijinalden alıntı Kei$er$oZe quoteOrijinalden alıntı MiC quoteOrijinalden alıntı caneker Onunki yoğun bakım, benimki kısa süreli bir morfin etkisi. MiC ne gibi şeyler? Valla çok şey gördüm ama en net hatırladığım kendi bedenime yukarıdan baktığımdı. E, ona astral seyehat deniyor. Daha önce de benzer şeyleri yaşayanlar olduğunu duymuştum, ama sen biraz atıyomusun mu ne? Sayfaya Git Sayfa Bayık, bu durumun hayatı tehdit edebilecek sonuçlar doğurabileceğini bildirdi. Prof. Dr. Bayık yaptığı yazılı açıklamada; normalde damar içinde sıvı şekilde dolaşan kanın, bir yaralanmayı takiben damar dışına çıkarak pıhtılaştığını belirterek, "Kanın damar içinde sıvı, dışında pıhtı oluşturacak şekilde bulunması, onu sıvı halde tutan proteinlerle pıhtı oluşmasına neden olan proteinler arasındaki denge sayesinde olur. Bu dengenin bozulması sonucunda derin ven trombozu meydana gelir" diye konuştu. Bayık, pıhtı oluşmasının nedenlerini şöyle açıkladı "Uzun süre hareketsiz kalma uzun süren yolculuklarda hep aynı pozisyonda hareketsiz oturma, büyük ameliyatlar, yatalaklık hali, felç geçirilmesi nedeniyle kanın özellikle bacak damarlarında göllenmesi. Kanser nedeniyle damarların bozulması. Şişmanlık. Travmalar sonrasında damarların zedelenmesi veya damar içine yerleştirilen kataterlerin damar duvarında oluşturduğu zedelenmeler. Gebelik ve doğum sonrası dönemde çeşitli nedenler. Kalıtsal olarak pıhtı oluşmasına eğilimi olanlarda doğum kontrol hapları kullanılması. Bağışıklık sisteminin, üzerinde pıhtı oluşan bazı yüzeyleri yabancı tanıyarak bu yüzeylere saldırısı antifosfolipid sendromu. Kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları." Prof. Dr. Mahmut Bayık, toplardamarların, organlarda dolaşan kanı temizlenip tekrar pompalanmak üzere kalbe taşıyan damarlar olduğunu belirterek, bu damarların içinde pıhtı oluşunca, kanın, tıpkı önüne baraj çekilmiş nehir gibi, geriye doğru göllenip, damar dışına çıkabileceğini söyledi. Tıkanıklığın yerine göre kol, bacak ya da uyluğun şişeceğini, ağrıyacağını ve renginin kırmızılaşacağını ifade eden Bayık, bu olay iç organların toplardamarlarında olursa bu organların içinde göllenen kanın, organların görevini yapmasına engel olduğunu belirtti. Bayık, "Bu tür bir tıkanıklık, örneğin gözde olursa görme bozukluklarına, beyinde olursa baş ağrıları ve çeşitli sinir sistemi bozukluğuna neden olur. Bu hastalarda olaydan şüphelenilmesi halinde kanda pıhtı oluşumunu ölçen testler, damarlarda tıkanıklığı gösteren venografi, venöz doppler ultrasonografi gibi testlerle tanı konur" dedi. Kalp ve akciğer damarlarında tıkanıklık Prof. Dr. Bayık, toplardamar tıkanıklığı olanlarda, pıhtı büyük bir damarın içinde yerleşmişse, damarı açılmayacak şekilde tıkamışsa ve bu tıkanıklık tedaviye rağmen açılmıyorsa, hasta organda varisler ve dolaşım bozukluğuna bağlı kalıcı bozukluklar olabileceğini söyledi. Bayık, "En korkulan problemlerden biri ise pıhtının yerinden kopup dolaşıma katılması ve önce kalbe oradan da akciğere giderek akciğer damarlarını tıkamasıdır. Buna akciğer embolisi pulmoner emboli denir. Hastada ani gelişen solunum yetmezliği, göğüs ağrısı, öksürük, kalp yetmezliği bulguları olabilir. Tıkanıklık çok ve büyük damarlarda ise ölüme yol açabilir" diye konuştu. Tedavi Prof. Dr. Mahmut Bayık, toplardamarda pıhtı olduğu zaman bu pıhtının daha da büyümemesi için kanın pıhtılaşma fonksiyonunu bozan ilaçlar kan sulandırıcılar verdiklerini belirtti. Bayık, bu ilaçların verilme süresinin, damardaki tıkanma, bu tıkanıklığı oluşturan olayın ciddiyeti ve tıkanıklığın olduğu yerin hayati önemi göz önüne alınarak 6 ay ile yaşam boyu arasında değiştiğini söyledi. Tıkalı damarın tekrar açılabileceğini ve pıhtının zaman içinde eriyebileceğini ifade eden Bayık, kan sulandırıcı ilaçların kanı sulandırma derecelerinin sürekli olarak takip edilmesi ve ilaç dozlarının ayarlanması gerektiğine dikkati çekti. Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin, yeni tip Koronavirüs salgında yoğun bakımdaki hastaların sayısındaki artışa dikkat çekti. 5 Ağustos 2020 0744 / Medya Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin, ”Türkiye yoğun bakımdaki hasta sayısında neredeyse üç ay geriye gitmiş bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu. Sağlık Bakanlığı’nın veri akışında yoğun bakımdaki hastalara değinmediğini hatırlatan Ergin, “Yoğun bakımdaki hasta sayısı neden açıklanmıyor?” diye sordu. Ergin,“Temmuz ayının ikinci haftasından sonra yoğun bakımdaki hasta sayısı ile yeni vakaları gösteren eğriler arasındaki makasın giderek açılmaya başladığını görüyoruz. Yoğun bakımdaki hastaların toplamı 28 Temmuz’da son zamanların en yüksek sayısı olan çıkmıştır. 28 Temmuz, aynı zamanda yoğun bakımdaki hasta sayısının –entübe edilenlerle birlikte- en son açıklandığı tarihtir. Bu noktada konuya karşılaştırmalı bir şekilde bakabilmek için bir saptama yapalım. Yoğun bakımdaki hasta sayısının çıktığı 28 Temmuz’un düzeyine en yakın rakamın kaydedildiği tarih hasta ile 6 Mayıs’tı. Bu açıdan baktığımızda, Türkiye yoğun bakımdaki hasta sayısında neredeyse üç ay geriye gitmiş bulunuyor” ifadesini kullandı. Ergin, "Hangi gerekçeyle düşünülmüş olursa olsun, daha önce paylaşılan verilerin birden kamuoyunun bilgi alanından çekilmesi ciddi bir tartışma yaratmış bulunuyor. Toplum sağlığını hayati bir şekilde ilgilendiren bir konuda bu ölçüde majör ve ani bir değişikliğe gidilmesinin kamuoyunda, meslek kuruluşlarında sorulara yol açması kaçınılmazdır. Farklı bir yönteme ihtiyaç duyulduğu takdirde, esas alınacak yeni göstergeler pekâlâ önceki göstergelerle birlikte paylaşılabilirdi." düşüncesini dile getirdi. Ergin, "Yapılan değişikliğin önemli bir sakıncası, yaklaşık dört aydır hastalığın seyrinin izlendiği temel bir kategoriye ilişkin verilerin birden kaybolmasının kamuoyunu hastalığın seyrinin bir bütünlük içinde değerlendirme imkânından yoksun bırakacak olmasıdır. Böyle bir ihtiyaç varsa bu baştan düşünülmeliydi. Ayrıca, bu değişikliğin yoğun bakım hastalarındaki artışın sürdüğü bir sırada yapılması insanların kaşlarının kalkmasına yol açmıştır. COVID-19 ile mücadelede başarının temel unsurlardan biri güven meselesidir. Sağlık Bakanlığı, bu tartışmaları önlemek açısından yoğun bakıma ilişkin verileri hiç olmazsa internet sitesine koyduğu günlük raporlar içinde pekâlâ paylaşabilir. Buna engel bir durum olmaması gerekir." görüşünü savundu.

yoğun bakımdaki hasta neden şişer